Parlak Dolaylı Işık
Günde en az 6 saat parlak dolaylı ışık veya filtrelenmiş güneş ışığı ister.
Cereus subulifer, Cactaceae (Kaktüsgiller) ailesine ait, oldukça nadir ve az bilinen bir sütun kaktüs türüdür 1. Taksonomik açıdan gizemli yapısını koruyan bu kaktüs, genellikle koleksiyonlarda ve botanik bahçelerinde kendine yer bulur.
Cereus cinsi altında sınıflandırılan bu türün adı, Latince "biz şeklinde diken taşıyan" anlamına gelen subulifer kelimesinden türetilmiştir 2. Bu isim, bitkinin gövdesinde yer alan sivri, bız formundaki sert diken yapısına doğrudan bir atıftır.
Doğal yayılış alanı kesin olarak tam belgelenememiş olmakla birlikte, diğer birçok silindirik Cereus türü gibi Güney Amerika'nın yarı kurak, kayalık ve güneşli yamaçlarında yer aldığı tahmin edilmektedir 1.
Gençken dik ve sütun şeklinde büyüyen gövde, zamanla tabandan dallanma eğilimi gösterebilir. Gövde üzerinde belirgin dilimler (kaburgalar) ve bu dilimlerin üzerinde sıralanmış areoller bulunur. Areollerden çıkan sert, kahverengimsi veya griye dönen subulat (biz şeklinde) dikenler dikkat çekicidir 2. Gece açan beyaz veya krem renkli çiçekleri, tozlaşmayı sağlayan güveler ve yarasalar için cezbedicidir.
Kültür ortamında geçirgen kaktüs toprağı, bol miktarda dolaylı parlak ışık veya filtrelenmiş güneş ister. Sulama, gelişim döneminde toprak tamamen kurudukça yapılmalı, kış aylarında ise neredeyse tamamen durdurulmalıdır.
En büyük hata, aşırı sulama ve drenajı yetersiz saksı kullanımıdır. Bu durum kök ve gövde çürümesine yol açar 1. Ayrıca kış aylarında soğuk esintilere maruz bırakılması bitki gövdesinde kalıcı lekelere sebep olabilir.
Günde en az 6 saat parlak dolaylı ışık veya filtrelenmiş güneş ışığı ister.
Toprağı dipten tamamen kurumadan asla sulamayın; kışın sulamayı askıya alın.
Bol pomza, lav taşı ve ince çakıl karışımlı, geçirgen kaktüs toprağı seçilmelidir.
Üzerindeki sert ve sivri dikenler nedeniyle evcil hayvanların ve çocukların erişemeyeceği yerlerde tutulmalıdır.
Sulama dengesine dikkat edildiğinde orta zorlukta, dayanıklı bir türdür.
Güney Amerika'nın sıcak, kurak ve kayalık bölgelerinde doğal olarak yetiştiği tahmin edilmektedir.