Tam Güneş
Bol güneş ışığı ister; doğrudan güneşe maruz bırakılmalıdır.
Dağ Kopyaposu
Copiapoa montana, Atacama Çölü'nün zorlu koşullarına mükemmel uyum sağlamış, Cactaceae (Kaktüsgiller) familyasına ait, yavaş büyüyen, çok yıllık bir kaktüs türüdür. Bu tür, kuru ve kayalık yamaçlarda oluşturduğu kümelerle tanınır.
İlk olarak 1959 yılında Alman botanikçi Friedrich Ritter tarafından tanımlanmıştır 1. Cins adı olan Copiapoa, Şili'nin Copiapó şehrinden gelir. Tür epiteti montana ise Latince "dağlık" veya "dağda yetişen" anlamına gelir 2.
Şili'nin Antofagasta ve Atacama bölgelerinde, özellikle kıyı şeridine yakın dağlık alanlarda yayılış gösterir 1. Bu bölge, neredeyse hiç yağmur almayan ancak yoğun kıyı sisleri (camanchaca) ile nemlenen dünyanın en kurak çölleri arasındadır.
Gövdesi silindirik yapıdadır, zamanla dipten yavrular vererek geniş kümeler oluşturur. Gövde rengi mat koyu yeşilden esmer-kırmızımsı tonlara kadar değişebilir. Kaburgaları belirgin olup, üzerindeki areollerden sert, siyahımsı veya koyu kahverengi dikenler yükselir. Tepe kısmında sarı tonlarında, huni biçimli çiçekler açar.
Ev ortamında yetiştirilirken tam güneş alan, havadar pencerelerin önü tercih edilmelidir. Tamamen mineral yapılı, organik madde oranı çok düşük ve süzek bir toprak karışımı hayati önem taşır. Sulama, büyüme dönemi olan ilkbahar ve yaz aylarında toprak tamamen kuruduktan sonra yapılmalı, kışın ise tamamen kesilmelidir.
En büyük hata aşırı sulama ve yetersiz ışıklandırmadır. Fazla su, kök ve gövde çürüklüğüne yol açarak bitkinin hızla ölümüne neden olur. Işık eksikliği ise bitkinin formunun bozulmasına ve dik duruşunu kaybetmesine sebep olur.
Bol güneş ışığı ister; doğrudan güneşe maruz bırakılmalıdır.
Toprak tamamen kurumadan sulamayın; kışın sulamayı durdurun.
Bol pomza ve lav taşı içeren, besinsiz killi-kumlu mineral karışım kullanın.
Zehirli değildir ancak keskin ve sert dikenleri batma riski taşır.
Orta zorlukta; nem kontrolü ve aşırı sulamadan kaçınmak kritik önem taşır.
Şili'nin Atacama Çölü'nde yer alan yüksek ve kurak kıyı tepelerinde, Pasifik Okyanusu'ndan gelen yoğun sabah sislerinin nemiyle hayat bulan kayalık arazilerde doğal olarak yetişir.