Tam Güneş
Doğrudan tam güneş ışığı almalıdır; pencere önü veya güneye bakan balkonlar idealdir.
İslaya Kaktüsü
Eriosyce islayensis, Cactaceae familyasına ait, yavaş büyüyen, son derece kurakçıl ve koleksiyon değeri yüksek bir kaktüs türüdür 1. Yoğun diken yapısı ve parlak sarı çiçekleri ile tanınır.
İlk olarak Echinocactus islayensis olarak tanımlanmış, daha sonra Islaya cinsine aktarılmıştır. Günümüzde ise modern taksonomik çalışmalar ışığında geniş kapsamlı Eriosyce cinsi altında sınıflandırılmaktadır 2. Tür epiteti olan islayensis, Peru'nun Islay eyaletine atıfta bulunur.
Güney Peru ve kuzey Şili kıyılarındaki hiper-arid Atacama çölünün kayalık yamaçlarında yayılış gösterir 1. Bu bölge, yağışın neredeyse hiç olmadığı ancak 'camanchaca' adı verilen yoğun kıyı sislerinin nem sağladığı özel bir ekosisteme (lomas) sahiptir.
Gövdesi küremsi ila kısa silindirik yapıdadır. Üzeri gri-yeşil epidermis ve gövdeyi neredeyse tamamen kapatan yoğun, sert, grimsi-sarı veya siyahımsı dikenlerle kaplıdır. Tepe kısmında yünlü bir taç (cephalium benzeri yapı) oluşturur. Yaz aylarında bu yünlü tepe kısmından huni biçimli, parlak kükürt sarısı çiçekler açar. Çiçekleri, pembemsi-kırmızı renkli, içi boş ve tüylü meyveler takip eder.
Ev kültüründe taklit edilmesi en zor türlerden biridir. Tam güneş, yoğun hava sirkülasyonu ve neredeyse tamamen mineralsel bir toprak karışımı ister. Kök çürümesine aşırı duyarlı olduğundan sulama konusunda son derece dikkatli olunmalıdır.
En sık yapılan hata, organik madde oranı yüksek (torf bazlı) toprak kullanımı ve kış uykusu döneminde sulama yapılmasıdır. Bu durum köklerin ve gövde tabanının hızla çürümesine yol açar 2. Ayrıca yetersiz ışık, kaktüsün formunun bozulmasına (etiyolasyon) neden olur.
Doğrudan tam güneş ışığı almalıdır; pencere önü veya güneye bakan balkonlar idealdir.
Yalnızca ilkbahar ve yazın, toprak tamamen kuruduğunda sulanmalıdır. Kışın hiç sulanmaz.
Organik madde (torf) içermeyen, pomza ve lav kırığı ağırlıklı mineral karışım şarttır.
Zehirli değildir ancak çok yoğun ve sert dikenleri nedeniyle yaralanmalara karşı dikkatli olunmalıdır.
Kök çürümesine aşırı yatkınlığı nedeniyle bakımı oldukça zordur, ileri düzey tecrübe gerektirir.
Güney Peru ve Kuzey Şili'nin kıyı şeridinde, Atacama Çölü'nün sis loması adı verilen aşırı kurak tepelerinde doğal olarak yetişir. Yaşam suyunu yağmurdan ziyade okyanustan gelen yoğun kış sislerinden alır.